Pnömokonyozlar
Çeşitli organik ve inorganik maddelerden aşınma, parçalanma, öğütme, yanma veya mekanik olarak kırma, parçalama, delme, öğütme işlemleri sırasında ve sonucunda oluşan, büyüklükleri bir kaç A°(Angstron) ile 100 mikron arasında değişen, kimyasal özellikleri kendisini oluşturan kimyasal maddenin yapısına benzeyen maddelere toz denir.
Tozlar kimyasal kökenine göre iki gruba ayrılır:
1. Organik Tozlar:
a) Bitkisel kökenli tozlar (pamuk tozu, tahta tozu, un tozu, saman tozu v.s.)
b) Hayvansal tozlar (tüy, saç v.s.)
c) Sentetik bileşenlerin tozları (DDT, trinitro toluen v.s.)
2. İnorganik Tozlar:
a) Metalik tozlar (demir, bakır, çinko tozu vb.)
b) Metalik olmayan tozlar (kükürt, kömür tozu)
c) Kimyasal bileşiklerin tozları (çinko oksit, manganez oksit gibi).
d) Doğal bileşiklerin tozları (mineraller, killer, maden cevherleri v.s.)
Hangi İşlerde Tozla Karşılaşabilirim?
• Patlatma, kırma, delme ve öğütme işleri
• Maden ocakları
• Yol, Tünel ve baraj yapımı işleri
• Döküm işleri (kum ve grafit)
• Porselen sanayi,
• Tuğla ve kiremit sanayi
• Mermer sanayi
• Çimento sanayi
• Kaynak işleri
• Cam sanayi
• Pamuklu dokuma sanayi ve çırçır sanayi
• Tahıl siloları, un değirmeni ve un fabrikaları
• Sigara sanayi
• Ağaç doğrama ve mobilya işleri
• Metal sanayi
• Demir ve çelik endüstrisi
• Kumlama ve raspa işleri
• Nakliyat,
• Depolama ve yüzeylerin işlenmesi.
Toz çeşitli büyüklükteki katı taneleri için kullanılan genel bir sözcüktür. Tane büyüklükleri 300 ile 0,1 mikron arasında değişir. Solunan tozların tane büyüklükleri ise 60 mikronun altındadır. Büyüklüklerine göre solunum sisteminin çeşitli kısımlarında tutulurlar.
10 Mikron boğaz ve üst solunum yolunda, 5–10 Mikron alt solunum yollarında tutulurlar. 0,5 mikron ve altındaki toz tanecikleri ise solunum sırasında akciğerlere girer çıkar, birikme olmaz.
Dolayısıyla sağlık açısından en önemli olanlar "ince tozlar" veya “Solunabilir toz” adını verdiğimiz 0,5–5 mikron arasında büyüklüğe sahip tozlardır. Bu tozlar solunum yoluyla alveollere (hava kesecikleri) kadar ulaşırlar ve "pnömokonyoz" dediğimiz akciğerin toz hastalıklarına neden olurlar.
Biyolojik Etkileri Açısından Tozlar Şöyle Sınıflandırılır
l. Fibrojenik tozlar
Bazı maddelerin fibrojen (lif) kapasitesi olan toz parçacıkları solunduğu ve akciğerlerde biriktiği zaman, akciğerlerde fibrotik değişiklikler meydana gelir. Bu fibrotik doku zamanla akciğerin normal aktif dokularının yerini alır. Ciğerleri yavaş yavaş tahrip ederek kişinin çalışmasını zorlaştırır ve ömrünü kısaltır. Bu tür tozların en belirgin örnekleri silis, asbest, talk ve alüminyumdur. Çalışanın hastalanmasında bu tozların ortamdaki yoğunluğu, maruz kalma süresi, vücut direnci gibi faktörler etkilidir. Bu nedenledir ki özellikle yeraltında, kömür madenlerinde çalışanlar belli aralarla dinlenmeye alınırlar.
2. Toksik tozlar;
Vücuda alındıklarında çeşitli organlar üzerinde (sinir sistemi, karaciğer, böbrekler, mide, akciğer kemik iliği vb. ) kronik veya akut zehirlenme etkisi yapan tozlar bu sınıfa girer. Tozu oluşturan bileşenlerin biri veya birkaçı zararlı bir madde ise, maddenin cinsine, tozdaki yüzdesine, havadaki tozun yoğunluğuna, solunan tozun miktarına göre zehirlenmelere neden olabilirler. Kurşun, kadmiyum, mangan gibi ağır metal tozları bu grubun en belirgin örnekleridir.
3. Kanserojen tozlar:
Çeşitli iç ve dış faktörlere bağlı olarak insanlarda kansere yol açabilen tozlardır. Bugün kanserojen olduğu bilinen tozlar şunlardır: asbest, arsenik ve bileşikleri, berilyum, kromatlar, nikel ve bileşiklerinin tozları.
4. Radyoaktif tozlar:
Hava içinde toz halinde bulunan radyoaktif maddelerin yaymış oldukları iyonize ışınlar, insan organizmasının hücre ve dokularında hasar yapar, tümör oluşumuna ve genetik bozukluklara neden olurlar. Bunlar çok sayıda olmamakla birlikte en önemlileri; uranyum, toryum, seryum ve zirkonyum bileşikleri, trityum ve radyum tuzlarıdır.
5. Allerjik tozlar:
Duyarlı kişilerde ateş, astım, dermatitler gibi çeşitli alerjik reaksiyonlara yol açabilen tozlardır. Çeşitli bakteri, maya küf ve polenler de böyle etki gösterebilirler. Nemli ve sıcak nitelikteki ambar, ahır gibi yerlerde uzun süre bekleyen hayvan yemi, saman, ot, tahıl, küspe gibi küflü tozların solunması ile alerjik solunum sistemi hastalıkları ortaya çıkabilir. Pamuk, keten, kenevirle çalışanlarda, dokuma fabrikası işçilerinde görülen bisinoz, fırıncılarda un nedeniyle görülen bronşial astım allerjik tepkilerdir. Ağaç tozları da bu grupta yer almaktadır.
6. İnert tozlar:
Bu tür tozlar, vücutta birikebilen fakat fibrojenik ve zararlı etkileri olmayan tozlardır. Solunan ve çöken parçacıklar, nefes alma işlemiyle ve solunum sisteminin kendi kendini temizlemesi yoluyla vücuttan atılırlar. Akciğerde yapabilecekleri en büyük zarar, daimi bir birikim meydana getirmeleridir. Kireç taşı, mermer, alçı taşı tozları ve tütün tozu bu gruba örnektir.
İnorganik Tozlara Bağlı Solunum Sistemi Hastalıkları
İnorganik tozlar akciğerlerde birikerek fibrozis yapar, buna akciğerin toz hastalığı veya pnömokonyozis denir. En sık etkenler;
- SiO2, Silikozis Madencilik/tünel açma
- Kömür tozu, Antrakozis Kömür madenciliği
- Asbest, Asbestozis Asbest endüstrisi
- Talk, Talkozis Lastik endüstrisi
- SnO2, Stannozis Kalaycılık/lehimcilik
- BaSO2, Baritozis Baryum sülfat üretimi
TANI
Tanıda meslek öyküsünün önemi büyüktür. Öksürük, nefes darlığı vb. yakınmaları olan bir kişide, tozlu ortamda çalışma öyküsü hastalıktan kuşkulanmaya yol açar. Radyoloji başlangıçta normaldir, ancak ileri olgularda silikotik nodülasyon (kitleler) radyolojik olarak da görülebilir.
TEDAVİ ve KORUNMA
Hastalıkta tozun vücuttan atılımını sağlayacak özgün bir tedavi yöntemi yoktur. Korunma bakımından yapılması gereken, işyeri ortamında toz kontrolüdür. Bu amaçla çalışma yöntemi değiştirilebilir (madenlerde delme işleminde ıslak çalışma yöntemi gibi), etkili havalandırma sistemleri kurulabilir. Olanak varsa işlem kapalı düzenekler içinde yapılabilir veya döküm materyalinin temizlenmesinde olduğu gibi işlemde kum yerine çelik bilyeler kullanılabilir. Gereken durumlarda kişisel koruyucu amaçla toz maskesi kullanılmalıdır.
Korunmada tıbbi uygulamalar olarak işe giriş ve aralıklı kontrol muayeneleri önemlidir. İşe giriş muayenesinde solunum sistemi ile ilgili rahatsızlığı olanların tozlu ortamlarda çalışmaları önlenebilir. Aralıklarla yapılacak kontrol muayenelerinde de hastalığın erken dönemde yakalanması sağlanabilir. Bu durumda daha ileri maruziyeti önlemek amacı ile iş değişikliği yapılabilir. Ülkemizdeki mevzuata göre aralıklı kontrol muayenesinin iki yıl aralıklarla yapılması gerekmektedir. Muayenelerinde kişilerin sigara alışkanlığı olup olmadığı mutlaka öğrenilmeli ve sigara içenlerin bu alışkanlıklarından vazgeçmesi için çaba gösterilmelidir
HAZIRLAYAN; Doç. Dr. Sedat ALTIN
6 Temmuz 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder