Tirotoksikoz
Tirotoksikoz, değişik nedenlerle örneğin fazla miktarda tiroit tableti alınması ya da tiroiditlerde olduğu gibi tiroit depolarından kana ani olarak tiroit hormonlarının boşalması sonucu kanda tiroit hormonlarının yükselmesine verilen isimdir.
Genellikle hipertiroidi ile aynı anlamda kullanılır.
Tirotoksikozun sebepleri nelerdir?
Tiroidin aşırı uyarılması değişik nedenlerle olur. Bunlar:
a. Basedow-Graves hastalığı
b. Aşırı HCG
c. Hipofiz tümörleri
d. Aşırı iyot alınımı
2. Tiroit nodüllerine bağlı gelişen hipertiroidi sebepleri
a. Toksik otonom fonksiyonel tiroit nodülü
b. Toksik multinodüler guatr
3. Tiroit zedelenmesine bağlı gelişen hipertiroidiler
a. Subakut tiroidit
b. Postpartum tiroiditi
c. Ağrısız veya sessiz tiroidit
d. Radyasyona bağlı gelişen tiroidit
e. Akut supuratif tiroidit
4. Değişik nedenlere bağlı gelişen hipertiroidiler
a. T-3 veya T4 hormonlarının aşırı alınması
b. Struma ovari
BELİRTİLERİ
İştah azalması olmaksızın kilo kaybı
* Sinirlilik
* Çarpıntı
* Taşikardi: hızlı nabız (>90/dk)
* Sıcak basması hissi
* Aşırı terleme
* Ellerde titreme
* Anksiyete: sıkıntı hissi
* Uyku bozukluğu
* Barsak hareketlerinde hızlanma
* İnce, kırılgan saç ve saç dökülmesi
* Halsizlik ve adale güçsüzlüğü
* Graves hastalığında bir veya iki göz küresinin öne doğru çıkıklığı
Tirotoksikozda Belirti ve Bulgular Tablosu
Organ - Sistem Belirtiler Bulgular
Nöropsikiyatrik/Nöromusküler Dengesizlik dengesizlik, Adale güçsüzlüğü,
Anksiyete, Konfüzyon, Koma Refleks artışı,
, İnce tremor,
Periyodik felç
Gastrointestinal (Barsaklar) Dışkılamada artma,İshal
Üreme Sistemi Oligomenore Jinekomasti,Spider anjiom
Libido azalması
Tiroid Bezi Boyunda dolgunluk hisssi Yaygın genişleme, Üfürüm
Hassasiyet
Kardiyovasküler Çarpıntı, Nefes darlığı, Atrial fibrilasyon
Göğüs ağrısı Sinüs taşikardisi,
Kalp yetmezliği
Deri Saç dökülmesi Pretibial miksödem,
Sıcak ve nemli deri,
Palmar eritem
Göz Çift görme Egzoftalmus,
Ofhalmopleji,
Konjonktival ödem
TANI
Tirotoksikoz belirti ve bulgularının saptandığı veya şüphelenildiği bireylerde kan testi ile tanı koyulur. Tiroid paneli çalışılan hastada TSH düzeyi baskılı ise yani normal değerin altında bulunursa tirotoksikoz-hipertiroidizm tanısı konulur. T3 ve T4 düzeyleri de yüksek çıkacaktır. Hormon testlerinin serbest düzeyler olarak (sT3 ve sT4) ölçülmesi en doğru değerlendirmeye olanak sağlar.
Graves hastalığında tiroid otoantikorları da yüksek bulunur. Bazı otoantikorlar, tiroidite bağlı geçici hipertiroidizm olgularında da yüksektir.
Hipertiroidizmin formunu belirlemek için atılacak ikinci adım ise tiroid sintigrafisidir. Yani, bireyin tiroid bezinin fonksiyonel resmi çekilir. Damardan özel bir madde verilerek yapılan bu işlemde hipertiroidizmin nedenine göre farklı tablolar izlenir. Graves hastalığında tüm tiroid bezi aşırı aktif, yani verilen maddeyi fazla tutmuş olarak görülür. Toksik nodül olgularında ise nodüller maddeyi fazla tutarken geride kalan tiroid dokusu baskılandığı için solgun gözükür.
TEDAVİSİ
Tirotoksikoz-Hipertiroidizm tedavisinde üç farklı seçenek söz konusudur.
1. Antitiroid ilaç tedavisi (ATİ)
2. Radyoaktif iyot tedavisi (RAİ)
3. Cerrahi tedavi (Ameliyat)
Karşılaştırmalı bilimsel çalışmalarda anti-tiroid ilaç ile RAİ ve ameliyat mukayese edilmiş ve her seçenekteki hastalarda %90 civarında memnuniyet oranı bulunmuştur. Yurtdışında ameliyat pahalı olduğu için bu çalışmalarda ilaç kullanımı ekonomik bir seçenek olarak sunulmaktadır. Ülkemizde ise cerrahi tedavi de ekonomik bir tercih olarak gözükmektedir.
Antitiroid ilaç tedavisi (ATİ)
Tanı konan hemen her hipertiroidizm olgusunda (tiroiditler hariç) ilk tedavi seçeneği antitiroid ilaçlardır. Hasta ameliyatı veya RAİ uygulamasını tercih etse bile öncelikle ilaç kullanımı ile ötiroid duruma gelmesi, yani kan hormon düzeylerinin normal değerlere indirilmesi gerekir.
Avrupa kıtasında en yaygın kullanılan tedavi seçeneğidir.
İki farklı ilaç tercihi mevcuttur:
* Propylthiouracil
* Methimazole
Her iki ilaç temelde aynı yapıda olup sonuçta aynı etki mekanizmasına sahiptir. Tiroid bezinin hormon üretimi bloke edilir. Etkileri kalıcı değildir, tiroid bezinde harabiyet oluşturmazlar. Etkileri yaklaşık 3-4 haftada görülür. Hastaların %5’inde (her 20 hastanın 1’inde) yan etki görülebilir. Bunlar alerjik reaksiyonlar ve karaciğer fonksiyonlarında hafif veya orta derecede bozulmadır. Çok nadir olarak (her 500 hastadan 1’inde) agranülositoz adı verilen ciddi tablonun gelişmesi riski mevcuttur. Bu durumda birey mikroplarla, yani enfeksiyonla mücadele edecek kan hücrelerini üretemez ve yenileyemez. Belirtisi boğaz ağrısı ve yüksek ateş olup basit kan sayımı ile tanı konur.
Doğrudan antitiroid etkisi olmayan bazı ilaçlar da tedavinin bir parçası olarak kullanılmaktadır. Bunlar, aşırı tiroid hormonunun kalp-damar sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini baskılayan beta-blokerlerdir. Çarpıntı, taşikardi gibi sıkıntıları giderdikleri gibi T3 hormonunun çok daha aktif olan T4’e dönüşümünü de önlerler.
Radyoaktif iyot tedavisi (RAİ)
A.B.D.’de en yaygın başvurulan seçenektir. Radyoiyodin adı verilen radyoaktif iyotun tek doz olarak ağızdan alınması ile yapılan bir tedavidir. Tedavi çok kısa, fakat etkisi için gereken süre uzundur (birkaç hafta-birkaç ay). Bu süre içinde hastanın ilaç tedavisine devam etmesi gerekebilir.
Hastanın yuttuğu radyoaktif iyot birkaç gün süre ile vücudu terk etmez. Bu nedenle hastanın izolasyonu, yani odasının, tuvaletinin ve sofrasının ayrılması gerekir.
RAİ kendisini tutan hiperaktif tiroid hücrelerini harap eder. Bu kalıcı bir etkiye yol açar ve hastaların çoğunda hipotiroidizm gelişir. Bazı olgularda tek doz RAİ ile sonuç alınamaz ve tedavinin tekrarlanması gerekir.
Cerrahi Tedavi
Aşırı çalışan tiroid bezinin bir kısmının ya da tamamının ameliyatla çıkarılmasıdır. Ameliyat öncesinde ATİ, Betabloker veya ATİ+Beta-bloker uygulaması ile hasta hazırlanır.
Ameliyatın ölçüsü hipertiroidizm nedenine göre farklılık gösterir. Graves hastalığında bezin tamamı veya tamama yakını çıkarılır (total veya subtotal tiroidektomi). Toksik nodül olgularında ise daha sınırlı bir cerrahi uygulanması mümkündür. Tek aktif nodül varsa tiroid bezinin o yarısının çıkarılması yeterli olabilir (hemitiroidektomi veya lobektomi).
Tiroid cerrahisinin kendine özgü komplikasyonları vardır. Ses tellerini hareket ettiren sinirin (rekürren laringeal sinir) travması veya zedelenmesi sonucunda geçici veya kalıcı ses kısıklıkları olabilir. Genel ortalamada %5 civarında olan ses kısıklığı riski deneyimli tiroid cerrahlarının elinde ancak %1 kadardır.
Tiroid cerrahisi sırasında hasar görecek bir başka sinir ise süperior laringeal sinirdir. Bu sinirin bir dalının hasarında su içme sırasında güçlük görülürken diğer dalı zarar görürse seste kabalaşma ve konuşurken erken ses yorulması olur.
Bir diğer komplikasyon ise paratiroid bezlerinin yaralanması, beslenmesinin bozulması ve yanlışlıkla çıkarılmasıdır. Bu bezlerin vücudun kalsiyum dengesini kontrol etmeleri nedeniyle zarar görmeleri kan kalsiyum düzeyinde düşüklükle sonuçlanabilir (hipokalsemi). Özellikle total tiroidektomi ameliyatında bu risk yüksek olduğu için bu ameliyatın deneyimli merkezlerde yapılması daha doğru olur. Hipokalsemi kendini dudak kenarlarında ve ellerde uyuşukluk ve/veya kasılmalar ile gösterir. Derin hipokalsemi hayati tehlike yaratabilir.
HAZIRLAYAN; Doç. Dr. Ekrem ALGÜN
8 Temmuz 2011 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder