15 Haziran 2011 Çarşamba

*AKUT POSTHEMORAJIK ANEMİ ( 6 )

Akut Posthemorajik Anemi

Uzun süren fakat az miktarda olan kan kayıplarında demir açığı ortaya çıkana kadar anemi gelişmez. Öte yandan kısa süre içinde çok miktardaki kanamalarda demir depoları yeterli olsa bile anemi gelişebilir. Bu ikinci durum akut posthemorajik anemi olarak adlandırılır.

Kanaması olan hastaların hiçbir şikayeti olmayabilir ya da ani kan kaybına bağlı bilinç bulanıklığı ve şok gelişebilir. Bu durum akut hemolizle karışabilir.

Sağlıklı kişilerdeki akut kan kaybına bağlı bulgular Tablo’da özetlenmiştir.


Sağlıklı erişkin bir hastada akut kan kayıplarına bağlı klinik özellikler

Kan kaybı (ml) Kan volümü % Bulgular

500-1000 10-20 Hastada şikayet yok

1000-1500 30-40 İstirahatte bulgu yok, ayakta tansiyonun
düşmesi ve çarpıntı

1500-2000 30-40 Ağız kuruluğu, soluk alıp vermede zorluk,
bilinçte bozulma, kan basıncında düşme, nabızda
hızlanma, ciltte soğuma ve solukluk

2000-2500 40-50 Laktik asidoz, şok, ölüm

Akut kanamalarda ilk olarak kardiovaskuler sistem etkilenir. Kanın sıvı kısmı (plazma) ve kırmızı kürelerdeki (eritrosit) kayıp eşit ise hemotokrit seviyesinde değişme gözlenmez. Kan kaybında kan hacmi hücre dışındaki sıvı tarafından karşılanır ancak bu işlem zaman aldığından aneminin derecesi ile kanama şiddeti özellikle hastalığın başlangıcında öngörülemez. Kanı pıhtılaştıran elemanlar olan kan pulcukları 1 saat içinde litrede 1 milyonun üzerine çıkar. Kanama sonrası 2 ila 5 saat içinde beyaz küre sayısı artar tipik olarak litrede 10x10*9 veya 20x10*9 kadardır. Lökositler kanamanın ardından dolaşıma salınan epinefrinin etkisiyle kemik iliğinden kana geçerler.

Akut kanamalarda eritrositlerin büyüklükleri normaldir (normositer). Kanama kesildikten ancak 3 gün sonra hemoglobin düzeyi gerçek değerine düşer.

Akut kanamayı takiben retikülositler 3-5 günde artar ve 6-11 günde en yüksek seviyeye ulaşır. Retikülositozun derecesi kanamanın miktarına göre artabilir nadiren % 15’i aşar. Eritrositlerde renk değişikliği ve hacimlerinde artma görülür.

Vücut dışına olan kanamalar mide kanaması, hemoroid kanaması, adet kanamaları çok miktarda ise belirgin anemiye yol açarken, iç kanamalar örneğin damar duvarı yırtılması daha nadiren belirti verir. Ancak açıklanamayan bir şekilde tansiyonda düşme, çarpıntı olması halinde iç kanamadan şüphelenilmelidir.

Elektif cerrahide kanamayı öngörmek ve buna göre operasyon kararı vermek önemlidir. Ağır anemide ameliyatlara bağlı ölümler belirgin şekilde artmıştır. Transfüzyonu kabul etmeyen Yahova Şahitlerinde Hb 6 gr/ dl den az ise cerrahiye bağlı ölüm % 60 iken, Hb 6-8 gr/dl arasında ise % 30 üzerindedir. Hb değeri 8 gr/ dl nin üstünde ise cerrahiye bağlı ölümlerde artış görülmez. Eski rehberler Hb 10 g/dl altında iken operasyon öncesi transfüzyon önerirken bu değer genç ve sağlıklı hastalar için 7 g/dl ye inmiştir. Cerrahlar ve anestezi uzmanları transfüzyondan kaçınmak için çeşitli teknikler kullanırlar. Bazen ameliyat öncesi kişinin kendi kanını saklayarak ameliyat sırasında kullanırlar, bazen de ameliyat sırasında kişinin kendi kanını çeşitli filtrelerden geçirerek geri verirler.

Yaşlı hastalarda, kalp ve akciğer hastalığı olanlarda Hb değeri 10 gr/dl altında ise ameliyat öncesi kan transfüzyonu yapılmalıdır

Kanama kesilirse Hb düzeyi 6 ila 8 hafta sonra normale dönebilir. Yeni eritrosit yapımını gösteren bulgular (retikulositoz, eritrositlerde renk değişikliği gibi) 10 -14 günde kaybolmalıdır. Retikulositozun devam etmesi kanamanın devam ettiğini gösterir. Beyaz küre sayısı 3 ila 4 gün sonra düzelir. Beyaz küre düzeyindeki yüksekliğin sebat etmesi iç kanama ya da kanama sonrası komplikasyonu özellikle enfeksiyonu gösterebilir.


HAZIRLAYAN; Dr. Gül TOKGÖZ

0 yorum:

Yorum Gönder